Görmeniz yavaş yavaş azalıyor olabilir ve siz bunu fark etmeyebilirsiniz. "Görmenin sessiz hırsızı" olarak bilinen glokom, çoğu zaman belirti vermeden görme sinirine kalıcı zarar verebilir. Peki bu nasıl oluyor?
Göz Tansiyonu ve Glokom Aynı Şey mi?
Günlük dilde "göz tansiyonu" denince çoğumuz glokomu kastederiz. Oysa ikisi birebir aynı şey değildir. Göz tansiyonu, göz içindeki sıvının oluşturduğu basınçtır (göz içi basıncı). Glokom ise görme sinirinin (optik sinir) zamanla hasar gördüğü ve buna bağlı olarak görme alanında kayıpların ortaya çıktığı bir hastalık grubudur.
Yüksek göz içi basıncı glokomun en önemli ve değiştirilebilir risk faktörüdür; ancak basıncı yüksek olan herkeste glokom gelişmez, basıncı normal ölçülen bazı kişilerde ise glokom görülebilir. Bu ayrımı daha ayrıntılı anlattığım Glokom ile Göz Tansiyonu Aynı Şey mi? yazısına da göz atabilirsiniz.
Göz İçinde Basınç Nasıl Oluşur?
Gözün ön kısmında sürekli üretilen ve dışarı akan berrak bir sıvı vardır. Bu sıvı gözün şeklini korur ve bazı dokuları besler. Üretim ile dışarı akış arasındaki denge bozulduğunda, örneğin sıvının dışarı çıktığı drenaj yolları yeterince çalışmadığında, göz içi basıncı yükselebilir.
Gözü içi sıvıyla dolu bir balon gibi düşünebilirsiniz: Basınç arttıkça bu yük, gözün en hassas noktalarından birine, görme sinirinin gözden çıktığı bölgeye biner.
Görme Siniri Neden Hasar Görür?
Görme siniri, retinadan gelen görüntü bilgisini beyne taşıyan milyonlarca sinir lifinden oluşur. Glokomda bu lifler zamanla zarar görür ve kaybolur. Kaybedilen sinir lifleri yenilenmez; bu yüzden glokomun yol açtığı görme kaybı kalıcıdır.
Hasar genellikle görme alanının kenarlarından başlar. Merkezi görme uzun süre korunabildiği için kişi okuyabilir, televizyon izleyebilir ve bir sorun olduğunu fark etmeyebilir. Kayıp ilerledikçe görme alanı daralır ve ileri evrelerde "tünelden bakıyormuş gibi" bir görüş ortaya çıkabilir.
Neden "Sessiz" Bir Hastalık?
En sık görülen glokom türlerinde ağrı, kızarıklık ya da belirgin bir uyarı belirtisi olmayabilir. İki gözün görme alanları birbirini tamamladığı ve beyin eksik kalan bölgeleri doldurmaya çalıştığı için kayıp uzun süre fark edilmeyebilir. Kişi çoğu zaman ancak hastalık ilerlediğinde bir şeylerin yolunda gitmediğini anlar.
Bu nedenle glokom, şikâyet beklenerek değil, düzenli göz muayenesiyle yakalanabilen bir hastalıktır. Göz içi basıncının ölçülmesi, görme sinirinin incelenmesi ve gerektiğinde görme alanı testi gibi değerlendirmeleri göz hekimi yapar.
Erken Teşhis Neden Bu Kadar Önemli?
Glokom nedeniyle kaybedilen görme geri getirilemeyebilir; ancak erken teşhis ve göz hekiminin uygun gördüğü tedaviyle hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir veya durdurulabilir. Yani amaç, kalan görmeyi korumaktır. Ne kadar erken fark edilirse korunabilecek görme de o kadar fazladır.
Ailesinde glokom öyküsü olanlar, ileri yaştakiler ve göz hekiminin risk grubunda değerlendirdiği kişiler için düzenli kontroller özellikle önemlidir. Tedavi başlandıysa, ilaçların hekimin önerdiği şekilde ve aksatılmadan kullanılması da sürecin parçasıdır.
Glokom, dünyada kalıcı görme kaybının önde gelen nedenleri arasındadır ve çoğu zaman belirti vermez. "Gözüm iyi görüyor, bir şikâyetim yok" demek, glokom olmadığı anlamına gelmez.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; teşhis ve tedavi yerine geçmez. Göz tansiyonu ve glokom değerlendirmesi göz hekimi tarafından yapılır. Düzenli göz muayenenizi ihmal etmeyin.
Kaynak: YouTube – Göz tansiyonu körlüğe neden olabilir! Ama nasıl?