2026 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü, hücreleri ışıkla açıp kapatmayı mümkün kılan optogenetik yönteminin temelini atan araştırmacılara verildi. Bu yöntem bugün, fotoreseptörlerini kaybetmiş gözlerde görmeyi kısmen geri kazandırmaya yönelik çalışmaların da temelinde yer alıyor.
Bir su yosunundan beyin haritasına
Optometry Times’ın aktardığına göre Karolinska Enstitüsü’ndeki Nobel Kurulu, ödülü “ışıkla açılan iyon kanalları ve optogenetik” alanındaki keşifleri için Karl Deisseroth (Stanford Üniversitesi), Peter Hegemann (Berlin Humboldt Üniversitesi) ve Georg Nagel (Würzburg Üniversitesi) arasında eşit olarak paylaştırdı. Ödülün değeri 12 milyon İsveç kronu.
Hegemann ve Nagel, tek hücreli bir su yosununda kanalrodopsin adlı ışığa duyarlı proteini tanımladı: Mavi ışık bu proteinde bir gözenek açıyor ve elektrik akımı oluşuyor. Deisseroth ise 2005’te bu geni sinir hücrelerine aktararak kısa bir mavi ışık sinyaliyle hücreleri istenildiği anda uyarmayı başardı.
Göz için anlamı
Nobel basın bülteninde, araştırmacıların bu yöntemi görme engelli kişilerde görmeyi geri kazandırma denemelerinde kullandığı belirtiliyor. Yöntemin mantığı, fotoreseptörleri kaybolmuş retinada hayatta kalan diğer hücrelere ışığa duyarlı protein kazandırmak.
2021’de Nature Medicine’de yayımlanan bir çalışmada, retinitis pigmentosa nedeniyle görmesini kaybetmiş bir hastada optogenetik yaklaşımla görme işlevinin kısmen geri geldiği bildirilmişti. Bu alanda öncü olan Botond Roska ve José-Alain Sahel de 2026 António Champalimaud Görme Ödülü’nü aldı.
Ödül, kalıtsal retina hastalıkları gibi bugün tedavisi sınırlı durumlarda geliştirilen optogenetik tedavilerin bilimsel temelinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.
Göze yönelik optogenetik tedaviler hâlâ klinik araştırma aşamasında; görmeyi tam olarak geri getirmiyor ve herkes için uygun değil. Kalıtsal retina hastalığı olanlar seçenekleri göz hekimiyle konuşmalı.
Kaynak: Optometry Times – 2026 Nobel Tıp Ödülü ve optogenetik