Varisi Olanlarda Merkezi Seröz Retinopati Riski Artıyor mu?

Bacaklarında varis bulunan kişilerde, gözün arkasında sıvı birikmesiyle seyreden merkezi seröz koryoretinopati riskinin yaklaşık iki kat yüksek olduğu bulundu. British Journal of Ophthalmology'de yayımlanan büyük ölçekli çalışma, gözdeki bu hastalığın vücuttaki toplardamar sorunlarıyla ortak bir kökene sahip olabileceği fikrini güçlendiriyor.

Bacak varis damarları ile gözün arkasındaki genişlemiş koroid damarları illüstrasyonu

Çalışmada Ne Bulundu?

Stanford Üniversitesi Byers Göz Enstitüsü ve Massachusetts Eye and Ear'dan araştırmacıların yürüttüğü çalışma, 7 Ekim 2026'da British Journal of Ophthalmology'de çevrim içi yayımlandı ve 17 Ekim'de Ophthalmology Times tarafından haberleştirildi. Araştırmacılar, dünya genelinde milyonlarca hastanın anonim sağlık kaydını içeren TriNetX veri ağını kullandı.

Çalışmada varis tanısı olan 621.513 kişi, yaş, cinsiyet ve etnik köken bakımından eşleştirilmiş, varisi olmayan aynı sayıda kişiyle karşılaştırıldı. Sonuçlara göre varisi olanlarda merkezi seröz koryoretinopati (kısaca CSC ya da CSCR) gelişme riski 2,16 kat daha yüksekti. Retina pigment epiteli altında sıvı birikmesiyle oluşan seröz pigment epitel dekolmanı riski de yaklaşık 1,97 kat yüksek bulundu.

Araştırmacılar, CSC'nin bilinen en güçlü tetikleyicilerinden biri olan kortizon (glukokortikoid) kullananları dışarıda bırakıp tansiyon, uyku apnesi ve sağlık hizmeti kullanım sıklığı gibi faktörleri de eşleştirdiklerinde ilişki zayıflasa da devam etti: risk CSC için 1,83, seröz pigment epitel dekolmanı için 1,95 kat yüksekti. Buna karşın varisi olup CSC gelişenlerde derin ven trombozu ve akciğer embolisi riskinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış saptanmadı.

Çalışmada kullanılan "eğilim skoru eşleştirmesi" yöntemi, karşılaştırılan iki grubun yaş, cinsiyet ve köken gibi özellikler açısından birbirine benzetilmesini sağlıyor; böylece farkın bu özelliklerden kaynaklanma olasılığı azaltılıyor. 2,16'lık risk oranı, varisi olanlarda hastalığın görülme sıklığının karşılaştırma grubuna göre iki katın biraz üzerinde olduğu anlamına geliyor. Ancak bu göreli bir risk; CSC toplumda nispeten seyrek görülen bir hastalık olduğu için, varisi olan bir kişinin bu hastalığa yakalanma ihtimali mutlak olarak hâlâ düşük. Çalışmanın özetinde vaka sayıları ve takip süresi ayrıntılı olarak verilmiyor; tam metin abonelikle erişilebilir durumda.

Varis ile Göz Arasındaki Bağ Nereden Geliyor?

Merkezi seröz koryoretinopati, retinanın merkezinin (makula) altında sıvı toplanmasıyla ortaya çıkan bir hastalık. Kişi genellikle tek gözünde bulanıklık, görüntünün ortasında gri bir leke, düz çizgilerin eğri görünmesi ya da cisimlerin olduğundan küçük görünmesi gibi yakınmalar fark eder. En sık orta yaşlı erkeklerde görülür; kortizon kullanımı, yoğun stres ve uyku apnesi bilinen risk faktörleri arasında. Çoğu atak birkaç ay içinde kendiliğinden geriler, ancak tekrarlayan veya kronikleşen vakalarda kalıcı görme kaybı gelişebilir.

Hastalığın merkezinde retinanın arkasındaki damarlı tabaka olan koroid bulunuyor. CSC'li gözlerde koroiddeki büyük toplardamarların genişlediği, kıvrımlı hale geldiği ve tıkanıklık benzeri bir görünüm kazandığı biliniyor. Kalınlaşmış ve damarları genişlemiş bu koroid yapısı göz hekimliğinde "pakikoroid" olarak adlandırılıyor ve CSC dışında bazı başka retina hastalıklarıyla da ilişkilendiriliyor. Bu görünüm uzun süredir bacaktaki varis damarlarına benzetiliyordu. 2025'te Nature Communications'ta yayımlanan genetik bir çalışma, bu benzetmeye biyolojik bir temel kazandırdı: Damar iç yüzeyindeki bir proteini kodlayan PTPRB genindeki nadir bir varyantın, hem CSC riskini yaklaşık üç kat artırdığı hem de varis riskiyle ilişkili olduğu gösterildi. Yeni çalışmanın yazarları da bu genetik kanıttan yola çıkarak, ilişkinin günlük klinik verilerde de görülüp görülmediğini araştırdıklarını belirtiyor.

Bulgular, CSC'nin yalnızca göze özgü bir sorun değil, vücudun genelindeki toplardamar yapısıyla bağlantılı sistemik bir damar sorununun parçası olabileceğini düşündürüyor. Bu bakış açısı, ileride hastalığın nedenlerini daha iyi anlamaya ve belki de yeni tedavi hedefleri bulmaya katkı sağlayabilir. Yazarlar, ilişkinin altında yatan mekanizmayı netleştirmek için ileriye dönük ve mekanizma odaklı çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Türkiye'deki okur için çıkarılacak pratik ders şu: Varis oldukça yaygın bir durum ve varisi olan kişilerin büyük çoğunluğunda CSC gelişmeyecek. Ancak varisi olan, özellikle kortizon içeren ilaç kullanan ve tek gözde ani bulanıklık, merkezde gölge veya çizgilerde eğrilik fark eden kişilerin bu belirtileri önemsemesi ve bir göz hekimine başvurması yararlı olur. Tanı, göz dibi muayenesi ve optik koherens tomografi (OCT) gibi görüntüleme yöntemleriyle kolayca konabiliyor.

Neden önemli?
Çalışma, yüz binlerce hastalık verisiyle varis ve merkezi seröz koryoretinopati arasında güçlü bir ilişki gösteriyor ve genetik bulgularla aynı yönde. Bu da CSC'nin vücuttaki damar yapısıyla bağlantılı bir hastalık olarak ele alınması gerektiği fikrini destekliyor.
Önemli sınır
Çalışma geriye dönük kayıtlara dayanıyor; varisin CSC'ye yol açtığını değil, ikisi arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor. Tanı kodlarına dayalı verilerde hata payı ve ölçülemeyen etkenler bulunabilir. Varis tedavisinin göz riskini değiştirip değiştirmediği bilinmiyor; görmenizde değişiklik fark ederseniz göz hekiminize başvurun.

Kaynak: Ophthalmology Times – Varicose veins linked to central serous chorioretinopathy in large cohort study · British Journal of Ophthalmology – Association between varicose veins and central serous chorioretinopathy · Nature Communications – Rare genetic variation in PTPRB (2025)